
Bir an gelir ki insanın içini bir his kaplar. Bu her yerde olabilir. Belki yalnızlık duygusu, belki de bir aşk. Bazen insanın kendisi de anlayamaaz bu duygunun ne olduğunu. Ama şurası bir gerçek ki bazı duygular algılanabilse de anlatılamaz.
Simitçiden simit alırken, sahilde ufukları izlerken ya da akşam, güneşin gökyüzüyle vedalaştığı, bulutların arkasından su döktüğü sıralarda yalnız başına eve dönerken... İnsanın içinde bir şey belirir. belki biraz korkuyla karışık huzur, ya da aşırı bir sevinme duygusu olr bu. Bazen kalp atışını hızlandırır, bazen de fazla huzurdan uykunu getirir. İşte böyle zamanlarda insanın birine anlatmak istediği fakat anlatamadığı duygulardır bunlar. Bir an gelir ki kendini çok fazla özgür hissedersin. Ölesiye, tüm gücünle ama zevkini çıkararak koşmak istersin. Karnın ağrıyıncaya kadar... Belki de rahat bir yere oturup caddeyi izlemek, insanların telaşını gördükçe huzur bulmak istersin. Yahut en yakın dostunla koca bir gece geçirmek...
Bunları birine anlatmaya çalışmanın yada kelimelere dökmeye uğraşmanın hiçbir yararı yok. Dediğim gibi bunlar; anlatılamaz duygular. Sen bunları anlatmaya çalışırken karşındaki sana deli gözüyle bakabilir veya en fazla "bu bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor susayım da çabuk bitirsin" der. Buna sakın şaşırıp üzülmeyin. Bunlar anlatılamaz duygular...
Muzaffer ŞEN